Digital Illustrator:
Tomer Hanuka
“The Sea”
Kanadalı fotoğrafçı Michael Davies, Kuzey Kutup Dairesi’ nde (-40 derecede) bir termos dolusu sıcak çayı havaya fırlatınca su buz kesmiş ve ortaya bu fotoğraf çıkmış…(Alıntıdır)
Kendilerine yazık edenler, zamanın her şeyi nasıl halledeceğini bilemeyenlerdir.
“İstiyorum”, “İçiyorum”, “Çapulluyorum”, “Seviyorum”, “Bekliyorum”, “Güneşleniyorum”, “Barışıyorum”, “Hissediyorum”, “Sabahlıyorum”, “Teslim Oluyorum”, “Turnalıyorum”, “Hatırlıyorum”, “Yazıyorum”, “Flanörlüyorum”, “Sakızlıyorum”, “Şekkliyorum”, “Şekspirliyorum”, “Tamtamlıyorum”, “Zürafalarla Bulut Yiyorum”, “Beynimle Sevip Kalbimle Düşünüyorum”, “Ay Carmela’yı Söylüyorum”, “Kendime Ait Bir Odadan Bildiriyorum”, “Yüzyıllık Mevsimsizliği İlân Ediyorum”, “Turuncu Balıkları Bulmaya Gidiyorum”, “Dört Duvar Arasındaki Bir ‘Ada’ya Yazıyorum” ve “Direniyorum” başlıklı haftalık Penguen yazılarımdan sonra, derginin 692. sayısında, “Kaplanlıyorum”u yazdım… 31 Aralık 2015 Perşembe’den itibaren tüm dergi satış noktalarından edinilebilecek yeni Penguen’deyse “Yeni Yıla Yeni Hayatlar Diliyorum” başlıklı yazım var.

■ Maruz kaldığımız gündeme dair paranoyalar beni ilgilendirmiyor. “Bizim şöyle yapmamızı istiyorlar”, “Bilmem hangi -izm bize şunu yapmak istiyor”, “Bu siyasetçiler böyle olmamızı istiyor”, “Dış mihraklar bunu istiyor”. Tüm bunlardan, kulübesine çekilmiş bir sivil itaatsiz gibi sakınmayı öğendim. Öğreniyorum. Öğeniyoruz. Öğreneceğiz. Bir şekilde akan ana arterin dışına çıkıp da tüm bu olan biten saçmalığa ve saçmalıkta kaybolmuş kendimize şöyle bir bakıp da, kendi saçmalığımıza dünyanın saçmalığı içinde usulca güldüğümüzde, ‘ülkeyi bir kişi, dünyayı da on kişi yönetiyor’ demek yerine; ‘dünyayı milyarlarca insanın, ülkeyiyse milyonlarca insanın boşvermişliği yönetiyor’ diyebileceğiz.
■ Şehirlerimizde kaplan
bırakmadığımız için, bugün kaplandan değil de insandan
korkuyoruz; insanın çeşit çeşit
yansımasından… Korkudan bile korkan yeni bir insan türü ile korkuyu büyüterek
korkutan ve ancak böyle yönetebilen başka bir insan türü, fena halde uyumlandı ve bu
melez ırk, yeryüzündeki en baskın ırk oldu: Her iki taraf da birbirini
suçlayarak, aldıkları pozisyonun bahanesini yaratıyor. Sonuç: Bir hengâmeye karşı geliştirilmiş müthiş bir alışkanlık… Galiba, insan ruhunun ‘ortaçağ’ındayız.
Korkularımız
ve endişelerimiz, Salvador Dalí’nin “Bir Narın Etrafında Uçuşan Arı Nedeniyle
Görülen Rüyadan Uyanmadan Bir Saniye Öncesi” isimli
tablosundaki kaplanlar gibi taarruzdayken, çaresizce ‘suçluyoruz’.
■ Geç
kalmak, trafik, patron, müdür, polis, terör, devlet başkanı, parasızlık, okul hayatı, mahremiyet ihlâli, terk edilmek, mahalle baskısı, aldatılmak, gelecek, işsizlik,
beğenilmemek,
sınava tabi tutulmak, onay alamamak, yalnız ölme fikri, kalabalık, karanlık,
kanser, faşizm, savaş, krediler,
taksitler, borçlar, durmadan ne yapmamız gerektiğini söyleyenler, şüpheli yabancılar, yalancılar, dedikoducular,
kesin yargılar, kötü anılar, felaket haberleri, linç kültürü, tehditler, şantajlar,
otorite… Tüm bunlar, yeni çağın yeni
kaplanları ve biz, insanlar, etrafımızı
saran bu yeni nesil pseudo kaplanların
saldırısı altında, kaplandan kaçan atalarımız gibi bir anda adrenalin salgılıyor, nefes açlığı
çekiyor ve kalp çarpıntıları yaşıyoruz.
■ Bu karabasanvari anlarımızıysa panik-atak diye tanımlayıp, 21. yüzyılın hüzünlü varlıklarına dönüşüyoruz. İlâç endüstrisi, bu yeni kaplanlara çare olarak, Xanax’ları, Prozac’ları, Cipralex’leri önermekten başka işe yaramıyor. Sayısız dev endüstri, hastalık adını verdikleri korkularımız sayesinde ayakta. Sayısız devlet, istihbarat örgütü, siyasi parti ve derin yapılanma, bu korkularımızdan beslenerek gücüne güç katıyor. Manzara buyken, “Böyle olsun istiyorlar” diye sayıklamak yerine; bir kaplan gibi, ormana meydan okurcasına yaşamalıyız. İçimizi dışımızı tepeden tırnağa fethedecek, aklımızı-kalbimizi bir gönülçelen gibi çalacak, ruhumuzu sıcak kürkler gibi sarıp sarmalayacak ormanlar, ancak, bir kaplan gibi yürüdüğünde varlar.
Sayı 692, Sayfa 22 (24 Aralık 2015, Perşembe)
Vinyet: Doruktan Turan - Penguen Dergi
Ozan Önen @ Instagram
Ozan Önen @ Twitter

Fotoğraf: Selimiye Köyü & Selimiye Koyu, Marmaris - Muğla